|
Cumhuriyet Haftasonu 27.10.2007
Zuhal AYTOLUN
Tüm
hatalar erkeklerin
salaklığından kaynaklanıyor
Bir cinnet anı ve
aralarındaki çıkışsızlığı
çözmek için yalana başvuran
bir çift...
Yaşamlarını şekillendirirken
her duyguyu kendince
yaşamaya çalışan, acının
mutluluğunu, çoğul
yalnızlığım yaşayan,
toplumsal rollerini giyen,
maskelerini takan iki
insan... Ve yüzleşme anı.
Bu sezon, Oyun Atölyesi
EricEmmanuel Schmitt'in
'Evlilikte Ufak Tefek
Cinayetler' oyununu
buluşturuyor izleyiciyle.
Kemal Aydoğan'ın yönettiği,
Vahide Gördüm ve Haluk
Bilginer'in rol aldığı oyun
yalın anlatımı ve şaşırtıcı
kurgusuyla farklı bir bakış
açısı sunuyor ilişkilere.
Giyilen rollerin tam
oturmadığı bireylerde
taşınan yükün getirdiği
çıkmazlar, bir yalanla
birlikte sorgulanmaya
başlıyor. Bu sorgulama,
aslında bireylerden aileye,
oradan da topluma dek
uzanıyor.
Oyun klişe anlatımlara
düşmeden, normal olarak
gördüğümüz ve
alışageldiğimiz yaşama
farklı bir pencere açarak
zihnimizdeki soru
işaretlerini açığa
çıkarıyor. Oyunda Gilles
karakterini canlandıran
Haluk Bilginer'le evlilik
kurumu üzerinden bireyden
topluma uzanan çıkmazlarla
ilgili konuştuk.
Oyunda, acıyla yoğrulan
mutluluk, yaşanan
umutsuzluğa rağmen umut,
ümitsizlik, çıkışsızlık ama
her şeye rağmen umut var.
Nasıl zıtlıklar yer alıyor
oyunda?
"Bir felaket var ortada
aslında. Ama baktığınız
zaman bu felaket bir fırsata
dönüşüyor, insan isterse
felaketleri fırsatlara
dönüştürebilir. Kadın, o
kadar bıkmış ki yaşadığı
evlilikten, kafasına heykel
vuracak noktaya gelmiş.
Birbirimize açık olup
içimizdekileri saklamaz
söylersek, içimizdeki
güdülere boyun eğmezsek,
sahici olursak her zaman bir
umut var. Bir kadın ya da
erkek gibi değil de tüm
özellikleriyle birlikte
insan olmaktan söz etmek
gerekiyor.
Sahici insan... O zaman
belki bir fırsat var."
Oyunda ilişki bir yalanla
birlikte sorgulanmaya
başlıyor.
İlişkileri/evlilikleri nasıl
etkiliyor yalanlar?
"Her yerde olduğu gibi,
ilişkilerde de yalan var.
Sosyal yaşamın her alanında
var yalan. Biri başbakan
rolü oynayacak, diğeri anne
rolü oynayacak, öğretmen,
öğrenci, memur rolleri
oynanacak. Bu rollerin
kişilerin üzerine yüklediği
sorumluluklarla da iletişim
kurabilmek için yalanlar
doğacak."
Kızım için endişeliyim
Size göre evlilik
kurumunda işlenen cinayetler
neler?
"Tüm hatalar erkeklerin
salaklığından kaynaklanıyor.
Çünkü erkek bir iktidar
dayatmaya çalışıyor.
Omuzlarına o kadar çok yük
alıyor ki, onun altında
ezildiğini bile farketmiyor.
Kadın ise yerleşik düzeni,
sabitliği, gücü ve garantiyi
temsil ediyor. Yuva kuruyor,
bir sonraki nesilleri
yetiştiriyor, toprağına ve
özüne bağlı yaşıyor doğurgan
özelliğinden dolayı. Erkek
doğuramadığı için
kabullenemiyor, saçmalıyor.
Onun için kadını aşağılıyor.
Bu ülkede töre cinayeti ceza
indirimi alıyor. Bir kadın
ölmüş oluyor bu arada. İşte
erkeklerin ittifakı. Bir
kadın öldü. Olsun. Erkek
iktidarda ya. Salaklar
ittifakı."
Bu noktaya nasıl
geliniyor?
"Elbette kadını da erkeği de
bu noktaya getiren pek çok
sebebi var. Bunlardan biride
erkekleri yetiştiren
anneler, yani yine kadınlar.
Erkek çocuklarına küçük
yaştan itibaren rollerini
biçiyorlar: 'Evladım, o
senin işin değil' diyor
anne, oğlu mutfağa girmek
isteyince. Erkek de kendine
yemek pişiremeyen bir
zavallı olarak devam ediyor
yaşamına. Yine aynı anneler
kız evladına başka, erkek
evladına başka tavsiye
veriyor.
Kadının bir an önce kendi
içinde devrimi yaşaması
gerekir. Başını dik tutup
tüm bunlarla hesaplaşması...
Bu hesaplaşma olmazsa, hem
kadınlar hem de erkekler bu
yükün altında ezilecek.
Kızınız Nazlı için de
endişeleniyor musunuz?
"Hem de nasıl... Kara kara
düşünüyorum. Hangi okula
göndereceğim, nasıl bir
eğitim alacak, nasıl bir
yaşam kuracak kendine? Biz
nasıl bir eğitim sistemine
emanet edeceğiz
çocuklarımızı. Her şey
sayısal olmuş. Yeni
üniversiteler açılıyor. Oysa
ki sorun yeni üniversiteler
açmakla değil, kaliteli bir
eğitimle çözülür."
Yüzyıllık kadın erkek
sorununu ele alan 'Evlilikte
Ufak Tefek Cinayetler'de rol
alan Haluk Bilginer, oyunun
hayattan daha gerçek
olduğunu söylüyor.
Aileleri yönetmek daha kolay
Evlilikte nasıl roller
üstleniliyor?
"Kadın ve erkek rolleri
var. Bu rolleri nereden
bulduysak ve neyi
anlatıyorlarsa...
Güdülerimiz var ve onların
etkisiyle birşeyler
yapıyoruz ama sonunda
afallıyoruz. Güdülerle baş
etmek bizim işimiz. Yoksa
hayvanlardan bir farkımız
kalmaz. Erkek dediğimiz cins
her yerde döl bırakmak için
vardır. Kadın yuva kuran,
sahiplenen, koruyan, doğuran
ve üretendir. Zaten onun
için kadın kolay kolay
öldüremez. Toplumun
yüklediği kadın ve erkek
rollerini üzerlerinde
taşımaya çalışır bireyler.
Bu yük öylesine ağırdır
ki... Kendi olamamanın
yüküdür bu."
Erkek daha düz mantıkla
bakıyor yaşama, kadınsa daha
karmaşık. Bu anlamda nasıl
yaşanmalı evlilikler? Ortak
bir payda mı, bireysellikler
mi?
"Kadın erkekten daha
gelişmiştir. Bakış açısı ve
yaşama karşı duruşu daha
farklıdır. Bu iki farklı
yapıdaki cins bir arada
yaşamak istiyorsa, ortak bir
paydada buluşmalı elbette.
Ama evlilik denilen kurum,
toplum tarafından sonradan
yaratılmıştır. Doğada
evlilik yok. Biz insanlar,
toplum içinde biraz daha
rahat yaşayabilmek ve hatta
topluma biraz daha hava
atabilmek için evleniyoruz.
'Biz aileyiz. Bize
dokunmayın' mesajını vererek
kendi aptallıklarımızı
topluma dayatıyoruz. Toplum
bizim aile olmamızı ister.
Çünkü aileleri yönetmek daha
kolaydır. Ailelerin
kaybedecek çok şeyleri var.
Ne kadar çok kişi evlenirse,
devlet için o kadar iyidir.
Ama şimdi böyle bir şey
dayatılmış. Biz artık
birlikte yaşayabiliriz diye
de resmileştiriyoruz.
Artık kimse bizi ayıplamaz."
Günlük yaşamda arka plana
itilen gerçeklerle
yüzleşiyor izleyici oyunla.
İzleyenlerden nasıl tepkiler
geldi size?
"Kendine gülen, tartışan,
eşiyle ayrı günlerde gelmeyi
tercih edenler oldu. Tiyatro
gerçeği tokat gibi çarptığı
için orada biraz çelişkiye
düşebiliyor izleyici. Aklı
başında insan zaten bu
güdülerine başkaldıran ve
düşünen insan olmaya
başladığı an tartışabilir,
konuşabilir, sorunlarını
çözebilir durumdadır. Bunlar
hep halı altına süpürülen
ancak temizlenmemiş şeyler.
Onları temizlersek,
engelleri aşarız."
|