|
Hürriyet 12.02.2007
Hızır Tüzel
Her
insanın içinde bir katil var
16
Şubat'ta vizyona girecek olan
“Polis” filminin başrol oyuncusu
Haluk Bilginer, Kelebek'e
konuştu. “Polis”in şiddetle
beslenen kahramanı Musa Rami'den
açılan söz, döndü dolaştı
Türkiye'de yaşanan şiddet
olaylarına ve Hrant Dink
cinayetine dayandı. Bilginer,
tıpkı Fedon gibi sarsıcı
açıklamalarda bulundu: “Türk
toplumu, ırkçı bir toplum.
Örneğin 'Anladıysam Arap olayım'
derken Araplara hakaret
ettiğimizi düşünüyor muyuz?"
"Polis", klasik hikaye anlatım
kalıplarından farklı bir dile
sahip. Altı kişilik ailenin
katledildiği bir sahnede bile
gülüyor insan.
-
Evet, "Polis"in normal
izleyicinin pek alışık olmadığı
bir anlatımı var. Ama bu o kadar
çarpıcı ve güzel bir anlatım ki,
ben filmi izleyen herkesin bu
farklılıktan etkileneceğini
düşünüyorum. Bence "Polis",
seyircinin ezberini bozacak bir
film. İzleyicinin alışkın olduğu
senaryo akışından çok farklı bir
anlatıma sahip. Ancak bu sıra
dışı anlatım asla itici değil,
aksine seyirciyi yavaş yavaş
içine çekiyor.
Klasik dramada izleyici, finalde
kahramanın yaşadıklarıyla bir
catharsis (arınma, boşalma)
duygusu yaşar. "Polis"te bu
duyguyu bulamıyoruz, değil mi?
-
Evet, filmin öyle çarpıcı bir
finali var ki, izlerken
boşalmıyor tam tersine
doluyorsunuz.
Musa Rami ne bir kahraman ne de
bir anti-kahraman... Musa Rami
kim?
-
Musa Rami, tüm çelişkilerini
içinde barındıran gerçek bir
insan. Filmde anlatılmak istenen
şu: Siz ne kadar mücadele
etseniz de hiçbir şey
istediğiniz gibi olmayabilir.
Kahraman görmeye alışkın olan
izleyiciler sürekli çöküş
yaşayan Musa Rami'yi
izlediklerinde acaba ne
hissedecekler, çok merak
ediyorum. Bir hikayenin iktidarı
sadece kahramana bırakıldığında
o hikayenin özünü anlamamız
mümkün değildir. Mesela Onur
(yönetmen Onur Ünlü) filmin
başına bir Alman düşünürün
sözünü koymuş. Şöyle diyor adam:
"Gerçeklerle yetinen insanları
aklım almıyor." Ne kadar güzel
söylemiş. Gerçek nedir ki?
Gerçek artık çok göreceli bir
kavram. Doğrusu ben herkese
dersini veren, tekdüze bir
kahramanı oynamadığım için çok
mutluyum.
Galiba Onur Bey'in "Çok iyi
bildiğimiz şeylerin hiç
bilmediğimiz şekilde
ilerlemesini istedik" sözü filmi
özetliyor.
-
Evet, "Polis" filminde hiç
ummadığımız şeyler gelişiyor.
İzleyici sürekli ters köşeye
yatırılıyor.
Filmde, öykü hüzünlü giderken,
araya tüm ailenin pikniğe çıkıp
"I Will Survive" şarkısıyla 19
Mayıs hareketlerini yapması gibi
absürd sahneler giriyor. Filmin
bu mizah anlayışı hakkında ne
düşünüyorsunuz?
-
Arada izleyiciyi şaşırtmak
iyidir. Onur da bunu çok iyi
becermiş. Dediğim gibi "Polis"
çok farklı bir film. İzleyici
bayağı eğlenecek.
"Polis" sanatsal kaygılarına
rağmen popülerliği de yakalıyor
mu?
-
Popülist olmadan popüler olmak
ayıp değil. Keşke bu film
popüler olsa, aslında olacağına
çok inanıyorum. Sanatsallığı
ayrı tutmak gibi bir şey olamaz.
Çünkü sinema zaten bir sanat.
Bugün keşke tiyatro da popüler
olsaydı da Hrant Dink
öldürülmeseydi.
Gelelim "Şiddete meyyalim
vallahi dertten" sözüne... Musa
Rami neden şiddete ihtiyaç
duyuyor?
-
Musa Rami'yi yaşamı ve mesleği
şiddete yöneltiyor. Öldürdüğü
bir adamın üzerinden 18 kurşun
çıkıyor. İlk sahnede mafyanın
oğlunu öldürüp eve gömleği kanlı
geliyor ve kızı "Ay baba yine
üstün başın kan olmuş" diyor.
Bir fırıncının nasıl üstünde un
varsa Musa Rami'nin üzerinde de
kan var.
Freud'a göre şiddet ruhumuzun
önemli bir alanını kapsıyor. Siz
ne düşünüyorsunuz bu konuda?
-
Şiddetin binlerce çeşidi var
ama... Sadece fiziksel değil
duygusal şiddet de olabilir.
Duygusal şiddete başvuran birçok
insan var.
Sizin de şiddete ihtiyacınız
var...
-
Benim mi? Benim yok ama ihtiyacı
olanlar vardır. Şiddet zayıflık
belirtisidir. Güçlü insan gücünü
göstermez. Güç, gizli, sakin ve
sessizdir.
Ben ısrar ediyorum, sizin de
şiddete ihtiyacınız var. Nuriye
Akman'a verdiğiniz röportajda
"Şiddetle ilgili ciddi sorunum
var. Okul yıllarında bile
kimseyle kavga edemedim"
diyorsunuz.
- Ben
orada okul yıllarımdan
bahsettim. Şiddet bence
çocuklukta insanların birbirini
tanıma yoludur.
İlginç! İnsan şiddetle
karşısındakiyle nasıl tanışır?
-
Şiddet dediğimiz itişme kakışma.
Bak böyle itersin arkadaşını.
(Haluk Bey eliyle itiyor beni ve
tanışıyoruz onunla. Gerçekten
ilginç bir duygu)
NEFRETLE YETİŞTİRİLDİK
Yani dokunma duygusu mu?
-
Evet, ittirmek kaktırmak. Hani
arkadaşına "Ne oluyo" falan
dersin ya.
Şiddet içimizde yani?
-
Şiddet her insanda var. Her
insanın içinde bir katil var.
Galiba artan şiddet vakalarını
konuşurken de insanın içindeki
şiddet duygusunu unutmamak
gerekiyor...
Yok,
onu sadece ruhumuzdaki şiddet
duygusuyla açıklayamayız. Bugün
yaşananlar çok daha derin
mevzular. Toplumumuzda şu anki
şiddet ve linç duygusu,
Türkiye'nin yakın tarihiyle
alakalı. Toplumumuza geçmişte
neler öğretildiğiyle alakalı.
Belki de batının modern yaşamına
geçişimizle alakalı. TRT'nin tek
kanallı olduğu, "Perihan Abla"
dizisi tadında yaşadığımız
günlere mi dönsek...
- Şu
anda yaşananları "Televizyonda
şiddet gösteriliyor, çocuklar
şiddete yöneliyor" sözleriyle de
açıklayamayız. Şu anda ülkemizde
yaşanan şiddet geçmişte
toplumumuza bilinçli ve
sistematik olarak enjekte edilen
öğretilerin sonucudur.
Peki, bize ne enjekte edildi
sistematik olarak?
-
Nefret... Sevgiyle değil,
nefretle yetiştirildik. Tüm bu
yaşanan şiddet, yakın
tarihimizde toplumda oluşturulan
nefretin eseridir.
Biraz daha açalım mı bu konuyu?
-
Hepimiz ırkçıyız. Türk toplumu,
ırkçı bir toplum. Irkçılık
bilinçaltımızda var.
Bilinçaltımıza çocukluğumuzdan
beri ırkçılık işleniyor. Örneğin
biz "Anladıysam Arap olayım"
derken düşünüyor muyuz ne
söylediğimizi ya da ne
yaptığımızı? Araplara hakaret
ediyoruz. Ya da "Çingene hesabı
yapma" diyoruz. Birisini
aşağılamak için Çingene diyoruz.
Yani Çingenelere hakaret
ediyoruz. Ya da "Korkak Yahudi"
diyoruz. "Ermeni tohumu"
diyoruz. "Kürt çalar Çingene
oynar" diyoruz. İşte bunlar
bizim toplumsal bilinçaltımız.
Bu sözler bilinçaltımıza işlenen
ırkçılıktır. Eğer kulağımız
duyuyorsa ağzımızdan çıkanı, o
zaman bu toplumda şiddetin neden
hüküm sürdüğünü daha iyi
anlarız. Bizim bunlarla mücadele
etmemiz lazım. "Anladıysam Arap
olayım" ne demek? Böyle aptal
bir cümle olur mu? "Anladıysam
Türk olayım" dersem ne
diyeceksin? Hiç düşünmeyiz
bunları. İşte bahsettiğim
toplumsal bilinçaltı bu. Var
olmak için öldürmeyi
seçiyorsanız ya da
seçtiriyorlarsa size, yapacak
bir şey yok. Adamın yapacak bir
şeyi yok, gidip adam öldürüp
öyle var oluyor. Var olmak için
öldürmeyi seçen bir toplum
olduk.
Hrant Dink cinayetinden sonra
"Hoşgörü toplumuyuz" sözünün
havada kaldığını anladık belki
de. Ya da hálá farkında
değiliz...
-
Farkında olmak bir insanlık
durumu. Toplum olarak
bilinçaltına ne işlenmiş, bunun
farkında olacaksın. İnsan olmaya
çalışıyorsak farkında olacağız.
Zeki Demirkubuz'un "Kader"
filmini izlediniz mi?
-
Hayır izlemedim.
"Kader", sizin "Masumiyet"teki
unutulmaz tiradınızdan yola
çıkılarak çekildi ve siz daha bu
filmi izlemediniz...
-
İzleyemedim. Kaçmaktan
kovalamaya vakit yok.
SİYAD Ödül Töreni'nde de Tarık
Akan, ödüle aday filmlerin
hiçbirini izlemediğini söyledi.
Sizin gibi önemli oyuncular
sinemadaki son gelişmeleri merak
etmez mi?
- Ben
ne zaman izleyeyim ki? Her gece
oyunum var. Ben de "Kader"i
merak ediyorum. En kısa zamanda
izleyeceğim. Bir an önce filmi
izleyene ödül mü veriyorlar?
İzleseydiniz soruma en azından
yanıt vermiş olurdunuz.
- O
zaman izlediğimde konuşuruz.
Ağzımın sulanması gerekiyor
Senaryonun farklı yerlere
gideceğine dair kaygınız
olduğunu söylemişsiniz.
-
Kesinlikle. Ben senaryoyu
okuduktan sonra Onur'la (Ünlü)
konuştum. Onur da bu sıra dışı
senaryoyu nasıl çekeceğini
anlattı. Zaten böylesine güzel
senaryo yazan bir yönetmenin
kötü film çekeceği hiç aklıma
gelmedi. Bu düşüncemde
yanılmadığımı gördüm. Çok iyi
bir iş çıktı ortaya.
Sizin gibi usta oyuncular
genelde filmografisi sağlam
yönetmenlerle çalışır. Oysa
"Polis", Onur Ünlü'nün ilk
filmi...
-
Benim için bir yönetmenin
deneyimli ya da ödüllü olması
önemli değil. Önemli olan
senaryonun beni
heyecanlandırması. Kısacası
projeyi gördüğümde ağzımın
sulanması gerekiyor.
Polis, izleyicinin ezberini
bozacak
Onur
Ünlü'nün ilk yönetmenlik
denemesi olan "Polis" filminin
özeti kısaca şöyle: Mesleğinde
efsane olmuş cinayet masası
polisi Musa Rami (Haluk
Bilginer) ünlü mafya ailesi
İzmitliler'in küçük oğlunu
vurunca hem ailesini hem de
kendisini büyük bir tehlikeye
atar. Ama bela vız gelir Musa
Rami'ye. Onun derdi, kendisinden
40 yaş küçük üniversite
öğrencisi Funda'ya (Özgü Namal)
duyduğu büyük aşktır. "Polis",
Haluk Bilginer'in de dediği gibi
"izleyicinin ezberini bozacak"
bir film. "Polis", en dramatik
sahnede bile izleyiciyi
kahkahalarla güldürecek sıra
dışı bir mizah anlayışına sahip.
Hem dramatik, hem komik, hem
romantik hem de aksiyon dolu bir
çalışma. Filmin en büyük kozu
ise Al Pacino'nun yerli şubesi
Haluk Bilginer. Usta aktör, iki
saat boyunca görkemli bir
oyunculuk gösterisi sergiliyor.
Kısacası bu kült film çok
konuşulacak.
önceki
sayfa |