|
Hürriyet Kelebek 17.08.2005
Arzu
Erdoğan
İşte Hacivat işte Karagöz
Çekimlerine önümüzdeki ay
başlanacak olan Ezel Akay’ın
‘Hacivat ve Karagöz Neden
Öldürüldü?’ filminin başrol
oyuncuları Beyazıt Öztürk ve
Haluk Bilginer, Tempo dergisinin
sorularını yanıtladı.
Bu
sizin birlikte oynayacağınız ilk
film değil...
Haluk Bilginer:
Evet, ikincisi. - Projeye
nasıl dahil oldunuz?
H. B: Bu Ezel’in bir-iki
yıldır düşündüğü bir proje. Çok
ilginç ve anlatılası bir öykü
Hacivat ve Karagöz. Bizim
geleneğimizde yüzyıllardır
söylenegelen efsanelerden biri
aslında. Kader birliği etmiş iki
arkadaşın, bir şekilde yolları
kesişmiş. İnsanları
güldürüyorlar. Bu güldürmenin
bedelinin ne kadar ağır olduğunu
da filmin sonunda hep birlikte
göreceğiz.
Beyazıt Öztürk: Benim
filme dahil olmam, daha geç
oldu. Duyduğum bir projeydi ve
ne yalan söyleyeyim, şöyle bir
içim ezilmişti. Hele Haluk
Bilginer’in de oynayacağını
duyunca, üzülmüştüm. O zaman Ata
Demirer vardı projenin içinde.
Çok kıskanarak baktım dışarıdan.
Bir anda bu proje gelince,
senaryoya bile bakmadan kabul
ettim.
- Filmde Karagöz ve
Hacivat’ın karakterleri nasıl?
H.B: Hacivat, çok daha
bilgili, gezmiş-görmüş, esprili
bir adam. Biraz da zampara.
Karagöz öyle değil. Cahil, ama
hiç aptal değil, zeki...
Karagöz’ün amacı espri yapmak ya
da çevresindekileri eğlendirmek
değil. Başına ne geldiyse tepki
veriyor.
- Aslolan yönetmenin ne
istediği ama, siz karakterleri
nasıl yorumlamayı istiyorsunuz?
H.B: O, süreç içinde ortaya
çıkacak bir şey. Şu anda ne
olacağını bilmiyoruz. Zaten bu
bilinmezlik ve çekim sırasında
yaşayacağımız sürprizler, işin
heyecanlı tarafı. Her şey
bilinirse ve ‘Biz şimdi bunu
yapacağız’ dersek, çekmenin bir
alemi yok. Çekeriz de, o kadar
ilginç ve çarpıcı olmaz.
- Hikayeyi okuduğunuzda
sizleri en çok etkileyen sahne
hangisiydi?
H.B: Karagöz ineğini
kaybediyor ve daha sonra bir
parçasını kasapta görüyor.
Kasaba söylediği bir laf var o
çok güzel. ‘Kekiklerle
otladıydı. Alanlara söyleyin,
heba etmesinler, soğansız
yemesinler’ diyor.
B.Ö: Benim çok var. Ama
final sahnesinden çok
etkilediğimi söyleyebilirim;
inanılmaz güzel. İpucu vermek
doğru olmaz, ama şunu
söyleyeyim: Onlar giderken bile
gülüyorlardı...
- Aslında değişen hiçbir şey
yok. En son Musa Kart çizdiği
bir karikatür yüzünden ceza
aldı. Onlar da bildiğimiz ve
cezalandırılan ilk mizahçılar...
B.Ö: Türkiye’de mizah böyle
bir şey. Eğlendirirsen kafan
gidiyor.
H.B: Mizahçı, ‘Kral
çıplak’ diyen adamdır. ‘Kral
çıplak’ cümlesini hiçbir iktidar
duymak istemez.
B.Ö: Bir de mizah
yaparken kimsenin yanında
olamazsınız. Karşısında olursan
mizah çıkıyor. Ama bu ülkede,
karşısında olduğun an darbeyi
yiyorsun.
- Kültürümüzde Nasreddin
Hoca, Keloğlan, Karagöz’le
Hacivat gibi pek çok hayal
kahramanı var. Ne dersiniz biraz
kendimize mi dönmeliyiz?
H.B: İnşallah olur, çünkü
geçmişimizde ve mizahımızda
gerçekten çok malzeme var.
- Sizce bundan sonra
çekilmesi gereken önemli
karakterler hangileri olabilir?
H.B: Nasreddin Hoca
yapılabilir. Çünkü hiç böyle bir
şey yapılmadı onun için.
B.Ö: Pertev Naili
Boratav’ın bu konuda çok güzel
bir kitabı var. Orada anlatılan
Nasreddin Hoca’yı pek çok
insanın bildiğini sanmıyorum.
Dünyanın pek çok yerinden
derlenmiş bir kitap. Hatta biz
rollere çalışırken de ondan
yararlandık. Mesela Keloğlan...
Yeniden çekiliyor ama, herkesin
kafasında Rüştü Asyalı var.
Dolayısıyla zor da bir iş. Hem
tarihi film yapacaksın, hem de
Rüştü Asyalı’yı yeneceksin.
Herhalde Hacivat’la Karagöz’ün
biraz kolay tarafı, ilk kez
yapılacak olması. Filmi
yapılması gereken bir başkası da
Neyzen Tevfik...
Belgesel değil masal
çekiyorum
Filmin yapımcısı ve yönetmeni
Ezel Akay şunları söyledi:
‘Hikaye aslında söylenmemesi
gerekenleri uluorta sakınmadan
söyleyenleri anlatıyor ve sonra
başlarına ne geldiğini. Bunu
yaparken tarihi bir belgesel
gibi davranmayı doğru bulmadım.
Belgesel gibi yaptığınızda
‘Doğru budur!’ demiş
oluyorsunuz. Oysa ben bunun,
izleyicinin hayal gücünü
kuvvetlendiren bir masal
olmasını istiyorum.
Filmi, esas olarak kendi
imkanlarımızla çekmeye
çalışıyoruz. Ama Kültür
Bakanlığı’nın sinemaya destek
projesinden destek aldık. Bir
ortağımız var, onun da finansal
katkısı olacak.
Başından beri Hacivat ya da
Karagöz’ün bir şovmen olmasını
istiyordum. Haluk, harika bir
Karagöz oldu. Daha önce oynadığı
karakterlerden hiçbirine
benzemiyor. Hacivat ise çok
zampara bir adam. O dönemin en
ünlü Türk Kazanova’sı. Uygun bir
oyunculuk çıkardı Beyazıt.
Hacivat ve Karagöz kimdir
En bilinen hikaye, Ezel Akay’ın
da filmini çektiği şu hikaye:
Olay Sultan Orhan devrinde
(1324-1362) Ulucami’nin inşaatı
sırasında Bursa’da geçer. Cami
inşaatında çalışan demirci
ustası Kambur Báli Çelebi
(Karagöz) ile duvarcı ustası
Halil Hacı İvad (Hacivat)
arasında geçen nükteli
konuşmaları dinlemek isteyen
işçiler, işi bırakıp onların
etrafında toplanır, bu yüzden de
inşaat yavaş ilerler. Bu durumu
öğrenen padişah öfkelenir ve
onları yakalatıp öldürtür. Ama
sonra kararından çok pişman
olur, çok üzülür. Hükümdarın
yakınlarından Şeyh Küşteri, onu
avutmak için, Karagöz ve
Hacivat’ı perdede dile getirir.
Bu sayede isimleri günümüze
kadar gelir.
önceki
sayfa |