Hürriyet Keyif 03.11.2007

Deniz İNCEOĞLU

 

HALUK BİLGİNER VE VAHİDE GÖRDÜM EVLİLİĞİN DERİNLİKLERİNİ OYUN ATÖLYESİ'NDE ANLATIYOR

Evliliğe ne kadar dayanılır

Geçen yıllarda Kent Oyuncuları'nda oynanan Oscar ve Pembe Meleği, Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenen Ziyaretçi ve vizyonda gösterilen Mösyö İbrahim ve Kuran'ın Çiçekleri'nden hatırlayacağınız Fransız yazar Eric Emmanuel Schmitt'in (47) evlilik üzerine kurulu oyunu Haluk Bilginer ve Vahide Gördüm tarafından Oyun Atölyesi'nde sahneleniyor. Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler adını taşıyan oyunda 15 yıldır evli bir çiftin neler yaşadığı hem yazar, hem de oyuncular tarafından ustaca seyirciye aktarılıyor.
Perde açıldığında karşılaşılan oturma odası, oyunda bizi nelerin beklediğini az çok anlatıyor aslında; yüzleri eskimiş koltuklar, içi kitaplarla dolu geniş bir kütüphane, eski bir daktilo ve çığlık atan tablolar. Bengi Günay dekoru o kadar sıcak hazırlamış ki burada yaşanmış uzun soluklu anıları içinizde hissedebiliyorsunuz. Ve siz bunu incelerken birden kapı açılıyor, Gilles ve Lisa içeriye giriyor, siz de ister istemez onların hayatına.
Önceleri bu çift arkadaşmış gibi davransa da, konuşmalardan aslında 15 yıldır evli oldukları ve adamın hafızasını kaybettiği anlaşılıyor. Bir sorun olduğu aşikar ama ne olduğunu anlamak başlarda mümkün değil. Çünkü kadın Gilles'e mükemmel bir evlilikleri olduğunu anlatıp duruyor. Ama bunlar gerçek mi yoksa kadının yarattığı bir hayal dünyası mı, bunu anlamak için oyunun ikinci perdesini beklemeniz gerekecek. Kadın-erkek ilişkisinin irdelendiği Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler'de kimi zaman kendi yaşamınızdan kesitleri, kimi zaman çevrenizdekilerin tartışmalarını göreceksiniz. Bu sırada gülmeniz mi yoksa ağlamanız mı gerektiğine karar vermeniz ise zor olacak, belki oyundan çıktıktan sonra bile...
Oyunun başrol oyuncuları Haluk bilginer ve Vahide Gördüm ile Evlilikte Ufak tefek Cinayetler'i konuştuk.

Televizyonda çok rastladığımız iki simanın tiyatroda biraraya gelmesi nasıl oldu?
Haluk Bilginer: Vahide Gördüm'e geçen yazın başında teklif götürmüştük.
Ama o kadar yoğundu ki oyunu ancak bu sene için hazırlayabildik. Bu açıdan biraz zorluk oluyor tabi. Ama sonuçta ikimizin de beslenme noktası tiyatro sahnesi. Bir oyuncunun hayatı televizyonla geçemez. Sinemayı da çok seviyorum ama orada her zaman oyuncu olmak gerekmiyor. Oyuncu olmadan da film çekilebilir, sonuçta orası biraz daha yönetmenin sanatını gösteriyor. Ama burada oyuncu, olmazsa olmaz.

BEN BU KADIN DEĞİLİM
15 yılık bir evliliği oynamak ne tür zorluklar getirdi, kendinizden bir şeyler kattınız mı?
H.B:
Evlilik ve kadın-erkek ilişkisi çok evrensel bir konu. Oyunda karakterlerin evliliğe ve birlikteliğe olan tavırları samimi bir şekilde gösteriliyor. Ama onların yaşadıkları tabii ki buradaki kişilerin karakterleriyle ilgili bir durum. Buradaki kişiler kavga ediyor ama biz özel hayatımızda daha farklı söylemler değişerek kavga edebiliriz. Tema aşağı yukarı aynı oluyor. Zaten tiyatronun güzelliği de burada; hayattan daha gerçek olması. Hayatta dikkatimizi çekmeyecek ama aslında sürekli yaptığımız şeyleri bize gösteriyor.
Vahide Gördüm: Aslında Lisa benle birebir örtüşmeyen bir karakter. Benim ilişkiye ve evliliğe bakış açım çok daha farklı. Yaşananların ardından onun kadar dayanıklı olabileceğimi sanmıyorum. Bunun için aradaki sevginin çok güçlü olması gerekiyor. Ama yine de bir kadın olarak içinde biraz da olsa kendimi buldum. Çok severek de kabul ettim.
Gilles'in oyunun başında karısına hazırladığı oyunu doğru buluyor musunuz?
H.B:
Oyun içindeki oyun hafıza kaybından yola çıkılarak yapılıyor. Karısının ona ne söyleyeceğini merak ettiğinden, nasıl bir ilişki ve adamdan hoşlandığını öğrenmek için hafızasını kaybetmiş gibi davranıyor. Aslında ona vurduğunu başından beri biliyor ama gerçeği öğrenebilmek için bunu yapıyor.
Burada bir iyi niyet ve sevecenlik de var. İşin temeli sevgi. Bu olmasa zaten katlanılacak şeyler değil bu tavırlar.
Yoksa ikisi de çeker gider. Ama sevgi varsa inat etmek gerekiyor bir şekilde, anlayıp çözmek gerekiyor. Yazar da bunu iyi inceleyip kurgulamış.
V.G: Tekstte zaten beslenen şey; ikisinin de birbirine olan aşkı. Ama yüzleşemedikleri şeylerden dolayı bu noktaya gelmişler. Zaten aşk olmasaydı kavga da olmazdı.

SEYİRCİYİ GÜLDÜRMEK ÇABAMIZ DEĞİLDİ
Oyunun ismine bakıldığında komedi gibi geliyor ama aslında kara bir tarafı da var.
H.B:
Evet, yazar ilişkilerde durum böyle ama her şeyde olduğu gibi bunda da bir umut var diyor. Yani bir felaketten, yeni bir fırsat çıkarabilirsiniz demek istiyor.
V.G: Bizim seyirciyi güldürmek gibi bir çabamız olmadı. Hatta böyle dramatik bir oyunda güleceklerini hiç düşünmedik. Aksine şaşırdık bile.
H.B: Ama gülmenin de çok sebebi var. Mutlaka komik bir şey olması gerekmiyor. Bir gerçekle yüzleşildiği zaman da gülünüyor. Oyunun birçok bölümünde gerçek, seyircinin suratına çarpıyor. Tabi bu gerçeğin mutlaka kendi hayatında olması gerekmiyor.
Komşusunun hayatında yaşadığı gerçeği bile görmüş olabilir.
Peki siz kendinize evli insanlar olarak bu oyundan bir ders çıkardınız mı?
H.B:
Her oyunda olduğu gibi evet. Ama tam olarak arınmak kelimesini kullanmak daha doğru. Seyirci olduğu kadar oyuncu da arınıyor. Yaptığınız şeylerde, ben onun yerinde olsam ne yapardım diye davrandığınızda arınıyorsunuz. Çok güzel bir terapi.