Radikal 16.01.2005

Hızır Tüzel

Bilginer: Süs için rol olmaz

'Hırsız Var'da gay modacıyı oynayan Haluk Bilginer, kendisiyle ilişki kurmak isteyen gay arkadaşlarını kibar şekilde uyarırmış

İSTANBUL - Aslında onların evlenmeleride, boşanmaları gibi sessiz sedasız olmuştu. Dolayısıyla, boşanınca da, neslitükenmiş 'efendiinsanlar' oldukları için, basına bu konuyla ilgili tek bir kelime etmediler. Fakat alışık değil bünye tabii. Ay sonunda gösterime girecek olan 'Hırsız Var'da eşcinsel bir modacıyı canlandıran Haluk Bilginer'le filmle ilgili bir söyleşi yaparken, bir gazeteci olarak boşanmayla ilgili sorular, sormadan edemedim. Hassas konu hakkındaki sorularımı hemen sordum, o da rahat etti ben de. Sonra hırsızlıktan söz ettik.
Neden boşandınız hakikaten?
Kusura bakmayın özel hayata giremem. Bana uymaz.
Peki bu Gamze Özçelik'le bir ilişkiniz filan var mı?
Asla böyle bir şey yok...
Teşekkür ederim. 'Hırsız Var'da toplumun çeşitli kesimlerinde yaşanan hırsızlıklar işleniyor. Sizce son yıllarda neden böylesine arttı hırsızlık olayları?
Hırsızlıkta ben biraz biriktirme merakını görüyorum. Çünkü insan, hırsızlık yaptıkça zenginleştiğini sanıyor, aslında fakirleşiyor. Daha da alçalıyor, zayıflıyor. Ortalıkta paranın kendisine tapan salaklar ordusu dolaşıyor. Böyle bir hırsızlık da var. İletişim çağında yaşıyoruz sanıyoruz ama maalesef iletişim azaldı. Çünkü iletişim dediğimiz zaman insan insana iletişimden bahsetmek gerekiyor ama internete girdiğin zaman 'aaa iletişiyoruz' diye düşünürsek o yanlış olur. Televizyon da iletişim değil, bir dünya sunuyor ve bu onların sunduğu bir dünya. Siz ister istemez bu dünyaya aldanıyorsunuz ve siz de o parıltılı dünyanın içinde olmak istiyorsunuz, ait olmadığınız bir dünyanın içinde. Bunu yapmak için ne yapacaksınız, çalacaksınız. Böyle bir tuhaflık var. İnsanın kendi tercihi oluşmadığı sürece bir şeylere özenecektir mutlaka. Oysa benim tercihim var, arasam bulurum. 'Onda var bende niye olmasın' mantığı ile yapılıyor. 'Ben de isterem, kiraz dudaklardan' meselesi.
Bir de maddi gibi görünmeyen hırsızlıklar var. Mesela, zamandan çalma gibi. Başınıza geliyor mu?
Evet çok doğru, o da insanın ömrünü çalar. Mesela devlet görevini yapmadığı için biz, bu binayı (tiyatro binası) kendimiz yaptık. Bizim zamanımızı ve emeğimizi çaldılar. Yoksa ben başka işlerle uğraşabilirdim müteahhitlik yapmak yerine. Oyunculuğumu geliştirirdim. Böyle hırsızlıklar çok. İnsanın kişiliğini çalmak, karakterini çalmak, yaşamını çalmak. Ona yaşam vermemek, yaşamı esirgemek, haklarını vermemek en büyük hırsızlık. Biz şimdi Avrupa Birliği'ne girebilmek için yeni yeni yatırımlar yapıyoruz. Güzel kardeşim AB olmasaydı Türkiye'de yaşayan insanlar bunu hak etmiyor muydu? Biz insan değil miyiz, 70 milyon tane insan var bu memlekette. Yetmiyor muydu bu yeni yasaları çıkarmak ve hakları vermek için. Avrupa Birliği kriterlerine uymak için yapıyoruz. Bu çok utanç verici geliyor bana. Ben utanıyorum, niye daha önce aklınıza gelmedi ey yöneticiler. Hayatımızı çaldılar. 12 Eylül bizim tam 25 yılımızı çaldı. En az. O hırsızlık telafisi mümkün olmayan bir hırsızlık. Şu an bile o sorunları yaşıyoruz. 80'de üç beş yaşında olan ve şu an 30'lu yaşlarını süren insanlar o kadar büyük bir boşluktalar ki. Dünyadan habersizler. Bizden farkındalığımızı çaldılar. Yeni nesil henüz bunun farkında değil. Arada bir kendini yetiştirenler oluyor ama çoğunluğun durumu maalesef böyle. Türkiye'nin başına gelmiş en büyük hırsızlık. İstikballer çalındı. Sinir sistemimizi çaldılar.
Bir de hırsızlık sanki meşrulaşıyor. Büyük hırsızlar ortalarda dolaşıyor, kimi kez kahramanlaştırılıyor. Neden?
Evet o çok kötü. 'Ermişler ve Günahkârlar'da bunu işlemiştik. Orada da biz 'niçin kötülüğe bu kadar ilgi duyarız, niye bir seri katilin hayatı bu kadar ilgimizi çeker, niye o adamın hayatı roman olur?'gibi konulara değinmiştik. Adam 30 kişiyi kesmiş, Karındeşen Jack'i biliyoruz hepimiz. Çünkü bize öylesine bir kötülük, bizim aslında tahayyülümüzün dışında olmasına rağmen bizden bir şey olduğu için tuhaf bir merak duyuyoruz. Bunu yapan da insan diyoruz. Çünkü hepimizin içinde bir Hitler var ama bunu biz kullanmıyoruz. Biz seçmiyoruz Hitler olmayı. Biz çünkü böyle mutluyuz. O her gün binlerce insanı yakarak mutlu oluyordu. Hatta şunu görüyoruz, bir kampta bir Nazi subayına 'Yarın 1500 Yahudi'yi yakın' diye emir verdikten sonra, akşam Beethoven dinlerken ağlamasını da biliyoruz. Demek ki ağlayabiliyor, o da insan. En korkuncu budur. Çünkü kendini şablonlaştırıp her şeyi yapabilirsin.
Bir de sahnede rol çalanlar vardır, oluyor mu sizde de?
Bir şey üretmeyip, bir şey yapmayıp da, sadece bir şeyi elde etmeyi düşünüyorsanız, sizi sadece sonuç ilgilendiriyorsa, siz sadece çalarsınız. Yani oyunculukta da hırsızlık yaparsınız. Bir an önce sonuca ulaşmak için artistlik yaparsınız ve olmaz. Siz sürece uymalısınız. 30 yıl düzgün rol kesmeyi göze alacaksın. 33 yıldır yaşıyorum bu keyfi ve gelecek 20 yılda kim bilir neler öğreneceğim diye düşünüyorum.
Oldu da siz bir hırsızsınız, şıklık olsun diye ne çalardınız?
Öyle bir imkânım olsa, akıl fikir çalarım. Sonra, piyano öğrenmeyi çalarım, üç tane daha dil bilmeyi çalarım. Öyle şeyler çalarım.
'Hırsız Var'da eşcinsel bir modacıyı oynuyorsurnuz. Son zamanlarda her filmde, her televizyon dizisinde bir eşcinsel görüyoruz, neden acaba?
İnsanlar gay de olabilir, sen bunları normal ilişkiler içinde gösterebilirsin. Heteroseksüel de olabilir gay de ama bunu süs olarak koyarsanız o olmaz. Adamın cinsel hayatıyla ilgili hiçbir referans yok. Ne bir erkek sevgilisi var, ne bir şey yaşıyor. Onu tüm samimiyetinizle oynarsanız, kadın da olabilir, erkek de olabilir ama süs gibi koyarsanız o olmaz. Şimdi abartıyorlar. Ayrıca bakıyorsunuz hayatında hiç gay filan tanımamış o insanlar sadece karikatürünü yapıyor. Ben tesadüfen heteroseksüelim. Benimle ilişki kurmak isteyen gay arkadaşlarıma 'Kusura bakmayın ben heteroseksüelim' derim.

 önceki sayfa