|
Radikal
21.04.2004
Hızır
Tüzel
Köşk'ün önünde külot yarışması!
'Neredesin Firuze'nin başarılı
oyuncusu Haluk Bilginer, 'pop
star' yarışmalarına fena halde
bozuluyor. Sanatçı, yapımcılara
yeni bir pop star yarışması
önerdi: Çankaya Köşkü önünde
külot indirme yarışması yapın,
külodu önce indiren kazansın
İSTANBUL - Son yıllarda bol
miktarda 'pop star' üretiyoruz.
Ama ne kadar üretsek yetmiyor.
Neyse ki, yarışmalar filan
düzenleyip, 'pop star' üretimini
artırmayı, kaliteyi iyice
aşağılara çekmeyi
başarabiliyoruz. Burada bir
sorun yok şükür ki.
Lakin, 'pop' kısmı olmayan
'star' üretiminde aynı başarıyı
gösteremiyoruz nedense. Bazı
insanlar sürekli olarak,
'Türkiye'de son yıllarda star
oyuncu çıkmadığından yakınıp
duruyorlar. Bence biraz
yanılıyorlar. Bu konuda neden
Haluk Bilginer göz ardı ediliyor
bilemiyorum. Son olarak
'Neredesin Firuze'de bazı
arkadaşlara oyunculuk dersi
veren, 'Tatlı Hayat'ta büyük
beğeni kazanan, iki yıldır
kapalı gişe oynayan tiyatro
oyunu 'Ermişler ve
Günahkârlar'da süper bir
performans sergileyen
Bilginer'den söz ediyorum.
Kendisini 20 yıla yakın zamandır
tanıyorum. Londra'dan geldiği
zaman ilk söyleşilerinden birini
yapmışlığım vardır. O zamanki,
mütevazı kişiliği, samimiyeti,
parlak bakan gözleri, ne
istediğini ne yapacağını bilen
kişiliği etkilemişti beni. İnsan
yirmi yılda biraz değişir ama
Haluk Bilginer, sanatçı
kişiliğini geliştirmekten öte
hiç değişmeyen bir insan. Onunla
ne zaman karşılaşsam, hep o ilk
tanıdığım insandır. Sevmem
zaten, öyle ikide bir değişen
insanları.
Haluk Bilginer, 'Neredesin
Firuze' ile gündemde ama yine
Avrupa'da bir filmde oynamış.
Mart ayında çekilecek olan bir
Hollywood yapımında da önemli
bir rol üstlenmiş.
Haluk bey duyduk ki, yine
gidip yabancı bir filmde
oynamışsınız?
Ray Winstone, İngiltere'nin çok
önemli
oyuncularından biri ve şu anda
Türkiye'de oynayan 'Cold
Mountain' isimli filmde kötü
adamı oynayan aktör. Onula
birlikte 'She's Gone' isimli
filmde oynadım. Bu, Granada
ITV'ye çekilen bir televizyon
filmi. Bir Türk polisini
oynuyorum. Doğru dürüst aklı
başında bir polisi
canlandırıyorum, üstelik
İstanbul'daki
o bombalama olaylarında birkaç
memuru kaybettiği için son
derece üzgün bir polis, son
derece insani tarafları olan,
acı çeken bir polis. Film
aslında İstanbul'da çekilecekti,
fakat bombalama olaylarının
ardından filmin prodüksiyonunu
sigorta eden şirket, 'İstanbul'a
gidemezsiniz, sizi sigorta
etmeyiz' demiş. İstanbul
olmayınca filmi Malta'da çektik.
Başka böyle projeler var mı?
Danis Tanovic'le çalışacağım
büyük bir ihtimalle. Geçen yıl
'En İyi Yabancı Film' dalında
Oscar ödülünü aldı. Bosnalı bir
yönetmen. Başrollerden birini
oynayacağım büyük bir ihtimalle
ve film Hollywood'da çekilecek.
Faslı bir müfettiş ama insan
kaçakçılığı yapan bir mafyayla
işbirliği yapıyor. Başrolü Jean
Reno oynayacaktı şimdi ondan da
ünlü Hollywood starı arıyorlar.
Monica Bellucci oynayacak, o
kesin. Yani bir başrol üç-dört
tane de yardımcı rol var.
Onlardan biri benim. Belki bir
de BBC'de bir film olacak.
Televizyon filmi, ama dünyanın
her yerinde seyredilen bir dizi
film.
Neden bunlar hiç basına
yansımıyor?
Çünkü ben hiç kimseye haber
vermiyorum, anons etmiyorum. Laf
arasında geçerse, duyan olursa
'Şöyle bir şey yaptım' diyorum.
Eğer o konuştuğum arkadaşım
medyadan biri ise 'Aaa, bunu
haber yapalım' diyor ve
yapıyorlar. Öyle yayılıyor
haberler. Yoksa ben kimseye
haber vermiyorum ve çok da
hoşlanmıyorum bundan. Yani
tamam, belki bazı şeylerin
duyulması, bilinmesi lazım ama
genelde magazinin tavrının ne
olduğunu bildiğim için,
ilgilerinin neye olduğunu
bildiğim için çok da
ilgilendirmiyor kimseyi. 'Film
çekeceğim beni haber yap' diye
bir şeyi hayatımda yapmadım bana
yakışmaz. Türkiye'de nasıl
oynuyorsam İngiltere'de de
oynuyorum, Hollywood filmlerinde
de oynuyorum. Bu, benim işim.
Enternasyonal bir
alanda iş yapıyor olmak tamamen
benim konumum gereği olan bir
şey. Ben kariyerime İngiltere'de
başladım, İngilizceyi anadilim
gibi konuşuyorum. Bir sürü
avantajı var, insanlar beni
orada tanıyor, orada 15 sene
yaşadım. Sinema yaptım, tiyatro
yaptım. Benim için çok olağan
bir şey bunları yapmam. Kendi
borazanımı üflemeyi ben pek
sevmiyorum açıkçası.
'Neredesin Firuze', pop star
olmanın bir hikâyesi, öyle değil
mi?
Türkiye cüretlilerin cenneti.
Yani insanın Türkiye'de bir
şeyler yapabilmek için, o
mesleğin erbabı olması
gerekmiyor. Herkes her şeyi
yapıyor, Türkiye mesleksizler
cenneti bir de. Film yırtmaya
çalışan insanların hikâyesi. Bu
adamlar da mesleksiz. Şimdi
bizim bu filmde göreceğimiz
insanların çoğu mesleği olmayan
ama yırtmaya çalışan insanlar. 'Abi
bir şarkıcı bulalım, kaset
yapalım, satalım, milyonları
vuralım', benim oynadığım Hayri
karakteri sürekli bunları
söylüyor. 'Abi, çarpacaz, kumun
altına yattık bekliyoruz' diyor.
Türkiye'de son 20-25 yıldır
yaşanan olay bu değil mi? Köşeyi
dönmek, yırtmak, yırtalım abi.
Ama ne yaparak, ne tür bir emek
vererek dönecek o önemli değil.
Yırtalım yeter. İşte o
insanların hikâyesi.
Bir de, film pop star
çılgınlığının yaşandığı günlere
denk geldi.
'Evet, çok denk düştü. Biz bu
filmi yaparken Popstar'ın P'si
bile yoktu, Pop star portakalda
vitamindi ama öyle denk geldi.
Çünkü bu hikâye, doğru bir
şeyleri, bilinen bir şeyleri
anlatıyor ve iyi bir gözlemle
yazılmış. Levent Kazak'la
Ezel'in katkıları burada çok
önemli.
O gözlemle yazıldığı için, aklın
yolu bir. Gördüğümüz
maskaralıklara bakar mısın?
Şimdi bir de televizyon
oyunucusu seçecekler, sanki
bunlar ağaçta yetişiyor. O
insanları gördüm televizyonda ve
sırf onlar için değil, her şey
adına çok utanıyorum,
seyredemiyorum. Üzülüp
utanıyorum. İçim acıyor. Böyle
bir şeyden oyuncu çıkabileceğini
kim umabilir diyorum, nasıl
umulabilir. Ne yapmaya
çalışıyorsunuz? Böyle bir
yarışma yapmayın. Çankaya Köşkü
önünde külot indirme yarışması
yapın, kim önce indirirse o
meşhur olsun. Korumalar
yetişmeden indiririz külodumuzu
yeter işte.
önceki
sayfa |