Sabah Günaydın 01.01.2005

Şirin Sever

Son yılların en aksiyonlu ve tempolu Türk filmi

Haluk Bilginer, M. Ali Erbil, Gülse Birsel, Fatih Akın, Birol Ünel gibi flaş isimleri 'Hırsız Var' filmi için bir araya getiren Med Yapım, sinema piyasasına 'sıkı' girdi. Türkiye'deki medyatik olaylara da gönderme yapılan filmde herkes birbirini kovalıyor!.

Gülse Birsel'in ağabeyi biraz çaptan düşmüş, marjinal bir modacı olan Seçkin Doruk; yani Haluk Bilginer! Çaptan düştüğü için de hazırladığı defile çok önemli. Beş yıldızlı bir otelde yapacak defilesini... Defilenin baş mankeni Ceren, yani Gamze Özçelik... Gamze Özçelik'in Bodos Ekrem'le yani M. Ali Erbil'le fi tarihinde ilişkisi olmuş. Ona tam manasıyla mafya denilemez aslında! Belinde silah taşıyan, tabiri caizse delikanlı geçinen ama deniz anası ticareti yapan, otopark ve restoran işleten bir 'işadamı'. Yeraltı dünyasıyla iç içe diyelim! Bodos Ekrem illegal bir olaydan tutuklanınca, eski sevgilisi Ceren onun hakkında ileri geri konuşmaya başlıyor. Rakip Laz mafyası da "Bir kadının diline düştün" diye dalga geçince çıldırıyor Bodos Ekrem. Adamın çıldırmasının tek nedeni hakkında konuşulması değil elbette; eski sevgilisi onun 'tek testisli' olduğunu ifşa etmiş! Deliriyor Bodos Ekrem, kızı vurmak üzere kaldığı otele gidiyor. O sırada Fatih Akın (Birol) iki arkadaşıyla, TMSF'nin müzayedeyle satmak için depoladığı sanat koleksiyonundaki üç tabloyu çalmak için oteldedir. Yani herkesin bir ajandası var: Hırsızlar sanat eserlerini çalacak, modacı defilesiyle muhteşem bir dönüş yapacak, manken müthiş şovuyla kendini gösterecek, Bodos Ekrem de kızı vuracak! Fakat kızı vurmak üzere olan Bodos Ekrem'in otelde belirmesiyle olaylar birbirine giriyor. Manken kaçıyor, o kaçınca modacı çıldırıyor; mankenin peşinden modacı, onların da peşinde Bodos Ekrem... Herkes kendini bir anda soyguncuların arabasında buluyor!

GÖNDERME YOK!
Türk sinemasının yaptığı, son yılların en aksiyonlu ve hızlı filmi olacağa benziyor. İyi de biz filmin bütün detaylarını niye anlatıyoruz ki? Çünkü filmin yapımcısı Mehmet Karaca anlatmaktan ve tabii yazılmasından gocunmuyor. Aksine "Acaba az mı anlatıyorum diye dertleniyorum. Film o kadar dolu ki, daha o kadar ayrıntı var ki" diye ekliyor. "Hırsız Var!" Haluk Bilginer'den Mehmet Ali Erbil'e; ödüllü film 'Duvara Karşı'nın oyuncusu Birol Ünel'den yönetmeni Fatih Akın'a geniş yelpazede bir oyuncu kadrosuna ve müthiş bir tempoya sahip. Çekildiği günden beri filmle ilgili tartışmaların odak noktasında ise şu var: Senaryo Türkiye'de yaşanmış olayları ve olayların kahramanı belirli kişilerin hikâyesini anlatıyor. Ancak, Mehmet Karaca'nın bu noktada söyleyecekleri var: "Med Yapım olarak yedi sene sonra sinema yapmaya karar verdik; gösterişli bir projeyle giriş yapmalıydık. O arada benim aklıma böyle bir şey yapmak geldi; hikâyeyi ben uydurdum yani! Yazarımız Haluk Özenç ve yönetmenimiz Oğuzhan Tercan'la hikâyeyi tamamladık. Türk sinemasında çok az yapılan bir şey yapıldı; güncel konular işlendi bu filmde ama çok net söylüyorum; kimseyi anlatmıyoruz. Bizim hikâyemizde TMSF baskını sonrasında işadamı enfarktüs geçiriyor ve işler karısına kalıyor. Bunu özellikle yaptık ki, hiçbir yere gönderme olmasın!.."

KOMİK FİLM İŞ YAPAR!
Haluk Bilginer eşcinsel, M.Ali Erbil'de tek testisli birini oynamak konusunda hiç tereddüt etmemiş. Karaca "Onlar profesyonel oyuncular... Senaryoyu değerlendirdiler sadece. Sonuçta karikatür bir eşcinsel tiplemesi yaratmayacağımızı biliyordu Haluk. Filmde eşcinsel tanımlaması yok zaten, herhangi bir adama göz süzdüğü bir sahne de yok! Bu adam marjinal bir adam sadece..." diyor. Son dönemlerde komedi filmlerinin çok iş yaptığına da dikkat çeken Karaca, şöyle diyor: İnsanlar çok bunalıyor ve sinemaya eğlenmek, rahatlamak için gidiyor. Ve seyirci inanılmaz genç! Genç seyirci de dinamizm ve eğlence peşinde. Sinema seyircisinin yüzde 55'i falan 25 yaş altında. Çok melankolik bir filmin onlara hitap etmediğini düşünüyorum. Bence bu filmin 1 milyon sınırını aşması lazım. Onun üstüne de ne kadar çıkarsa bizi mutlu eder.

'Gay'i oynamak çok eğlenceli keşke her aktöre nasip olsa!

Hep Cemil İpekçi'yi oynadığı öne sürüldü ama o "Aklıma bile gelmedi" diyor. Oynadığı rol için yorumu da net: Kendimin dışında birini oynamak çok keyifliydi. Keşke fırsat olsa da bir kadını oynasam, tek hayalim bu....

Hırsız Var!'ın marjinal modacısı o... Paris'te uzun yıllar kalmış, ünlü bir modacı. Ama birkaç yıldır biraz yıldızı sönmüş, Türkiye'ye gelip tekrar başlamak istiyor. Sürmeli gözleri, entel sakalı ve bıyığı, kıyafetleri ve duruşuyla yine fenomen olacak bir karakteri oynuyor Haluk Bilginer. Sanırım 'Tatlı Hayat' dizisinin işini bilen İhsan Bey'ini de, 'Neredesin Firuze'nin köylü kurnazı Hayri'sini de unutturacak kadar hem de... Rolü kabul ederken bir an bile düşünmemiş; kendinin dışında birilerini oynamak çok hoşuna gitmiş. Oyuncu için onu oynamam, bunu oynamam' diye bir kural olamayacağına inanıyor. Ona göre, ancak şöyle bir kuralı olur oyuncunun: "Şu teksti oynamam çünkü teksti beğenmedim, tekstin cümlesini beğenmedim... Ya da rolü beğenmedim, rol ağzımı sulandırmadı, dişlerimi kamaştırmadı..." Ama bunun ötesi olamaz! Filmle ilgili hiçbir beklentisi yok; iddiası da! "33 yıldır oyuncu olmayı deniyorum" diyebilecek kadar mütevazı bir adamdan da başka laf duymayı beklemek haddini bilmezlik olur! "Benim hiçbir konuda hiçbir zaman iddiam olmadı. Hayatta hiçbir şey bilmiyorsam, bir tek haddimi bilirim! Bir işi elimden geldiğince güzel yapmaya çalışırım, sonrası seyircinin takdiridir. Ben yaptıktan sonra seyirci beğenmezse, beğenmedi diye seyirciyi azarlayamam. Beğenmezse vardır bir bildiği; demek ki iyi yapamamışız" diyor.

SEYİRCİYE BAĞLI
* Size cazip gelen neydi?
Daha henüz yazılmamıştı, bir düşünceydi henüz. 'Ne yapalım, ne edelim, bir film yapalım' diye konuşurken fikirler uçuşmaya başladı. Sonra Haluk Özenç senaryosunu yazdı. Kendisi Tatlı Hayat ve Sayın Bakanım'ın adaptasyonunu da yapan arkadaştır.

* Onunla çalışmaya alışık olduğunuz için tereddütsüz kabul etmiş olabilir misiniz bu rolü? Evet, ben onun kalemine güveniyorum, Med Yapım'a da güveniyorum. Prensip olarak 'evet' dedim.

* Sizin beklentiniz nedir bu filmle ilgili? Benim garanti 15 seyircim var bir kere! Şaka bir yana, rakam vermek bana çok doğru gelmiyor. Yapılan ürün önemli. Siz ürünü yaptıktan sonra artık ürünle ilişkiniz bitiyor, seyircinin ilişkisi başlıyor. Şimdi sıra seyircide. Seyirci beğenecek ya da beğenmeyecek...

* Peki bu rolü oynamak sizi eğlendirdi mi? Çok eğlendik, güldük. Modacıya baktığınız zaman halinden tavrından gay olduğu çok açık ama cinsel yönden hiçbir gönderme yok. Aksiyonun içinde buluyor kendini ister istemez, defilesinin final sahnesi mahvoluyor.

* Sizin rolünüze hazırlanma, gözlem yapmak gibi bir derdiniz var mıdır? Gözlemlemek oyuncunun her zaman yaptığı bir şey. 'Şöyle bir rolüm var, gidip şu role benzer insanları gözleyeyim' diye özellikle bir şey yapılmaz. Şu olur: Siz hayatınızda eğer hiç görmediyseniz ya da hiç örneğini duymayıp okumadıysanız, mesela elleri ve ayakları üzerinde yaşamak zorunda kalan bir insan varsa, onu gider gözlemlersiniz! Çünkü bilmiyorsunuzdur ama bildiğiniz, zaten gözlemlediğiniz bir şeyi gidip de gözlemleyemezsiniz. Bazen büyük laflar söylenir, 'Altı ay gittim bilmem ne gözlemledim.' Yapmayın, palavra olduğunu hepimiz biliyoruz. Katili oynamak için katili mi gözlemleyeceğiz, adam mı öldüreceğiz yani?

HERKESTE BIYIK VAR!
* 'Kişisel olarak birileri örnek alınmadı' deniliyor rolünüz için fakat Cemil İpekçi adı da telaffuz ediliyor. Sizce benziyor mu?
Aklıma bile gelmedi. Ben bundan bir-iki yıl önce Marshall reklamında kuaförü oynarken de gazeteci arkadaşlar benzetip, gidip Cemil Bey'e sormuşlar. O da çok aklı başında bir cevap vermiş sağolsun, "Bırakın böyle şeyleri, çok güzel bir reklam, adam da son derece güzel oynuyor" demiş. Benim hiç aklıma bile gelmedi ama bıyık var diye Cemil Bey'e benziyorsa, bıyık herkeste var! Türk nüfusunun yüzde 90'ı bıyıklı.

* Gay rolü ilk teklif edildiğinde bir an dahi olsa düşündünüz mü? Asla! Hoşuma bile gitti kendimin dışında bir şey oynamak. Bu çok büyük bir avantaj; keşke her aktöre nasip olsa. Keşke fırsat olsa da ben bir kadını oynasam, benim ütopik bir hayalimdir o.

* Gülse Birsel'le neredeyse Metin Akpınar-Zeki Alasya'nın dişi ve erkek hali oldunuz. Onu nasıl buluyorsunuz? Çok iyi. Onun da ideali bu; yıllardır oyuncu olmak istediğini söylüyor, günün birinde olacak inşallah!

* Daha olmadı öyle mi? Ben 33 yılda olamadım, üç yılda olunuyorsa ne mutlu! (kahkaha atıyor)

* Mehmet Ali Erbil'le alt alta üst üste bir sahneniz var, onu nasıl becerdiniz? Öyle bir sahnemiz var ama biz değiliz onlar; dublörlerimiz. Biz oynasaydık kafamızı gözümüzü yarardık herhalde. Çünkü o sahne sırasında sedye müthiş bir hızla gidiyor ve çarpıyor bir yere, düşüyorlar. Profesyonellerin işi bu...

 önceki sayfa